Sokaktan Topladığı Sesler: Kemoo

Mülteciliği müziğine katan Kemal, namıdiğer Kemoo ile hayatta kalmak, geride bırakılanlar ve sokaktan toplanan ritimler üzerine.

Berlin, by Nabi Caner Aybaş

Sokaktan Topladığı Sesler: Kemoo

Mülteciliği müziğine katan Kemal, namıdiğer Kemoo ile hayatta kalmak, geride bırakılanlar ve sokaktan toplanan ritimler üzerine.

Berlin, by Nabi Caner Aybaş

Sokaktan Topladığı Sesler: Kemoo

Mülteciliği müziğine katan Kemal, namıdiğer Kemoo ile hayatta kalmak, geride bırakılanlar ve sokaktan toplanan ritimler üzerine.

Berlin, by Nabi Caner Aybaş

Kemal, Gaziantep, Hacıbaba’da doğdu. Altı yaşında, evlerinin karşısındaki küçük bir atölyede çalışmaya başladı; jeans'lere perçin çakıyordu. Yıllarca, günde on iki saat, haftada altı gün. Çocukluğu okuldan çok bu atölyelerde geçti. Yirmi üç yaşında, biriktirdiği parayla ülkeden çıktı ve Berlin'e yürüyerek geldi. Şimdi burada bir geri dönüşüm işinde çalışıyor; şehrin lokantalarından, dönercilerinden kullanılmış yağ topluyor. Ve ona kurtuluş vaat eden müziğe sarılıyor.

Berlin sokaklarında tel örgüler önünde elinde ses kayıt cihazı tutan müzisyen Kemoo.

Günün nasıl başlıyor?

Sabah beşte uyanıyorum. Geri dönüşüm işi, kötü de bir iş aslında. O kadar zorlu ki dayanabilmemin tek sebebi müzik. Kendimi o odaya kapatıp saatlerce müzik yapıyorum.

Bu işi Türkiye'deki işinden farklı kılan ne?

Türkiye'de tekstil atölyelerinde, bedeninin henüz yetmediği makinelerde çalıştım. Yıllar içinde duruşum bozuldu, ellerim yara izleriyle doldu. Burada daha farklı.

Burada sürpriz yok, yaralanma riski yok. Türkiye'de beş saniyede elini kaybedebilirsin. Geçen gün dişim ağrıyordu, ama bu sefer ağrıyla çalışmadım, hasta olduğumu söyleyip izin aldım. Eskiden böyle bir şey yoktu.

Nasıl müzik yapıyorsun?

Berlin'in sokaklarından sesler sentezliyorum. Drum kitlerimi, bazı sample'larımı sokaktan alıyorum. Benim için daha özgün oluyor, daha benim yolum, daha orijinal. Bu yüzden sokaktan sesler topluyorum ve müzik yapmaya çalışıyorum.

Berlin'de ağaç dalları arasında siyah saksıdan sokak sesleri kaydeden müzisyen Kemoo.

Müzik ne zaman girdi hayatına?

Atölyede çalıştığım yıllarda, yemekle uyku arasındaki birkaç saatte müzik yapardım. Bilgisayarım yoktu, internet kafeye giderdim. Kardeşimin MP3 çalarını ödünç alır, kulaklık için para biriktirirdim.

O zaman hayal ederdim, rap yaparak, iyi bir hayat ve para sahibi olabilirim diye. Türkiye'de daha ghetto odaklıydı müziğim, daha sokak işiydi. Şimdi biraz da mültecilik koydum içine. Bu bir yemek gibi. Her gün aynı yemeği yaparsın ilk başta ama sonra ustalaştıkça bir şeyler katarsın. Hayat da bu zaten; yaşadıkça bir şeyler katarsın.

Loş ışıklı bir odada hafifçe aşağıya bakan siyah tişörtlü müzisyen Kemoo.

Berlin'e nasıl geldin?

Berlin'e kaçak geldim abi, yürüyerek geldim. Çok şey kaybettik abi, arkadaşlarımızı falan. İntihar eden bir sürü insan var, buranın mentalitesine dayanamayan. Psikolojik baskı yapıyorlar, sana "buradan git, buradan git diye".

Berlin senin için ne ifade ediyordu, gelmeden önce?

Almanya, kaçakçıların sunabildiği en ucuz seçenekti. Kafamdaki Almanya, yeşil bir tepe, mavi gök, beyaz bulutlardan ibaretti; bir cennet gibi. Geldiğimde ise bir anda kendimi tanımadığım insanlar arasında, mülteci kampında beyaz bir konteynerde buldum.

Türkiye'de geride bıraktığın bir şey var mıydı?

Bir ilişkim vardı, bir sevgilim vardı. Olmadı işte; ben buradayım, o orada. Ben oraya gidemem. "O bizden olmaz" deyince insan tabii üzülüyor. O öyle diyince ben de içtim içtim, böyle bir şeyler karaladım mülteci kampında.

O şarkı nasıl çıktı?

Bir telefonum vardı, kaçakçıdan almışım, elli euroluk bir telefon. Kendi telefonumu düşürmüştüm. Onunla bir beat yaptım. Somali'li bir arkadaşım vardı, onun hoparlörü vardı, onu aldım, kampın ortasında açtım. Ben başladım okumaya. Sonra mülteciler toplandılar etrafıma beni dinliyorlar; kimisi bir şeyler içiyor, kimisi dertleniyor.

Sözleri hatırlıyor musun?

Ben her zaman dipteyim bak manzaram da bataklık
Sustur şu kafayı Komoo sonra zıbar yat artık
Tenim beyaz güzelim ama gözlerim karanlık
Kahpeyle yapmam pazarlık
Boynumda boncuk nazarlık, hey!

Öyle bağıra bağıra söylemiştim. Kimse bir şey diyemedi. İçinde bulunduğumuz şart oydu yani.

Kayıt stüdyosunda büyük kulaklıklar takıp gözleri kapalı şekilde okuma yapan müzisyen Kemoo.

Etrafındakiler anladı mı sözleri?

Belki de kimse tam anlamadı. Arap'ta var, Somali'de, Afgan'da var, Senegalli'de. Ama herkes kendinden bir şeyler bulmuştur. Kimisi belki karısını düşünmüştür, kimisi annesini. Ben sevgilimi düşünerek yazdım. Orada kimin ne acısı varsa, neyi varsa, onu düşünerek yanımıza oturmuştur.

Berlin'de çocukları görünce ne hissediyorsun?

Berlin'de çocukların nasıl büyüdüğünü fark ettiğimde garip geldi. Ailelerin onları nasıl koruduğunu, parkta düşmesinler diye nasıl gözlerini ayırmadıklarını. Asıl şimdi anlıyorum çocukluğumun ne kadar hüzünlü olduğunu. Aslında bir çocukluğum olmadığını.

Kayıt stüdyosunda kulaklık takarak elindeki akıllı telefondan sözlere bakan müzisyen Kemoo.

Sokaktan toplanan seslerin müziğe dönüştüğü anlar. Kemoo’nun ritmini dikey belgesel formatında belgeleyen bu kayıt, Marjinal Fayda Instagram hesabında 52,5 bin izlenmeye ulaştı.

Diğer Portreler

Diğer Portreler

Diğer Portreler