Şehir

16 Ocak 2025

Kreuzberg, Küçük İstanbul: Soylulaştırma, Yüksek Kiralar ve Kültürel Değişim

Bir zamanlar “Küçük İstanbul”du. Şimdi Kreuzberg, yüksek kiralar, hip kafeler ve kaybolan mahalle ruhu arasında yeni bir dönüşümün eşiğinde.

Thumbnail
Thumbnail
Thumbnail

Karbonatlı çay? Burada.
Mecidiyeköy paralel evreni? Burada.
Dost Eli, ana dil, uçan kafa? Burada.
Soylulaştırmayı da yokladık mı, tamamdır: Kreuzberg’deyiz, nam-ı diğer Küçük İstanbul.

Ama Kreuzberg artık öyle bir yer ki, insanı ikiye bölüyor. Bir yanıyla göçün belleği, diğer yanıyla Berlin’in en “trend” semti.
Bir zamanlar Türkiye’den gelenlerin sığındığı, döner kokusunun sokağa karıştığı o mahalle; şimdi flat white’lı freelancer’ların ve 3.000 Euro kira ödeyen “yaratıcı sınıfın” vitrini.

1964’te Türkiye’den Berlin’e gelen ilk işçiler, Kreuzberg’in harap binalarına yerleştiğinde kimse bu semtin tarih yazacağını bilmiyordu. O yıllarda ucuz, soğuk, rutubetli evler vardı… ancak bir şey daha vardı: dayanışma. Manavlar, terzihaneler, bakkallar… derken mahalle kendi kendine bir düzen kurdu.

Bugün, Berlin’de yaklaşık 200.000 Türk kökenli insan yaşıyor. Yalnızca Kreuzberg’de bu sayı 40.000 civarında, yani nüfusun beşte biri. Bir anlamda Türkiye’nin gayriresmî 82. ili. Ama zaman değişti. O ilk kuşağın çocukları şimdi Kreuzberg’de ev kiralamaya kalksa, cebinin yanacağı kesin. Çünkü Kreuzberg artık sadece “Küçük İstanbul” değil — aynı zamanda “Yeni Brooklyn”.

Kreuzberg West’te ortalama sıcak kira yükü, hanelerin gelirinin %36’sına denk geliyor. Bazı mahallelerde bu oran %50’ye kadar çıkıyor. Kısaca, Berlin’in “alternatif ruhu” kiraya gitmiş durumda. Yıllık 100 m²’lik bir dairenin ortalama kira bedeli 1.200 Euro civarında. Eskiden Türk göçmenlerin açtığı terziler, fırınlar, dönerciler şimdi yatırımcıların “gastronomi konsepti” dediği markalı mekanlara dönüşüyor. Kreuzberg’in Kiez ruhu, yani komşuluk, muhabbet, mahalle ortamı, yerini sessiz, steril apartmanlara bırakıyor.

“Burada sadece daireler değil, insanlar da restore ediliyor.”

Kreuzberg bir zamanlar Berlin’in kültürel akciğeri gibiydi. Saz, darbuka, Türk kahvesi, punk konseri, techno jam… hepsi aynı sokaktaydı. Ama gentrifikasyon, yani soylulaştırma, sadece kiraları değil, frekansı da değiştirdi. Türk bakkalın yerinde vintage dükkanı, pastanenin yerinde vegan donut barı. Kreuzberg hâlâ “cool”, ama cool olmanın bedeli artık 10 €/m²’den başlıyor.

Berlin yönetimi, “Milieuschutz” (sosyal koruma) bölgeleriyle soylulaştırmayı frenlemeye çalışıyor. Ama mahkeme kararları ve yatırımcı baskısı, bu mekanizmayı neredeyse işlevsiz hale getirdi diyebiliriz. Ticari kira hukuku reformu hâlâ beklemede, ön alım hakkı (Vorkaufsrecht) ise sadece birkaç sembolik vakada uygulandı.

Yine de umut kıvılcımları var. Kottbusser Tor’daki “Yeni Kreuzberg Merkezi”, devlet konut şirketi Gewobag’a devredilerek özel yatırımcılardan kurtarıldı. Kamu mülkiyetindeki bir alanın toplumsal yarar odaklı dönüşümünü hedefleyen Dragonerareal projesinde ise, konutların %80’inin sosyal konut olarak inşa edilmesi öngörülüyor.
Ama bu hamleler, 5.000 Euro depozito isteyen bir Kreuzberg için hâlâ fazla küçük adımlar.

Bir zamanlar Kreuzberg, Almanya’nın “yerinden edilmişleri” için bir sığınaktı. Şimdi ise Berlin’in yerinden edilenlerinin geçmişi. Kreuzberg hâlâ güzel. Hâlâ yaratıcı. Hâlâ çok sesli. Ama giderek daha fazla insana, bu ses artık sadece uzaktan geliyor.


Karbonatlı çay? Burada.
Mecidiyeköy paralel evreni? Burada.
Dost Eli, ana dil, uçan kafa? Burada.
Soylulaştırmayı da yokladık mı, tamamdır: Kreuzberg’deyiz, nam-ı diğer Küçük İstanbul.

Ama Kreuzberg artık öyle bir yer ki, insanı ikiye bölüyor. Bir yanıyla göçün belleği, diğer yanıyla Berlin’in en “trend” semti.
Bir zamanlar Türkiye’den gelenlerin sığındığı, döner kokusunun sokağa karıştığı o mahalle; şimdi flat white’lı freelancer’ların ve 3.000 Euro kira ödeyen “yaratıcı sınıfın” vitrini.

1964’te Türkiye’den Berlin’e gelen ilk işçiler, Kreuzberg’in harap binalarına yerleştiğinde kimse bu semtin tarih yazacağını bilmiyordu. O yıllarda ucuz, soğuk, rutubetli evler vardı… ancak bir şey daha vardı: dayanışma. Manavlar, terzihaneler, bakkallar… derken mahalle kendi kendine bir düzen kurdu.

Bugün, Berlin’de yaklaşık 200.000 Türk kökenli insan yaşıyor. Yalnızca Kreuzberg’de bu sayı 40.000 civarında, yani nüfusun beşte biri. Bir anlamda Türkiye’nin gayriresmî 82. ili. Ama zaman değişti. O ilk kuşağın çocukları şimdi Kreuzberg’de ev kiralamaya kalksa, cebinin yanacağı kesin. Çünkü Kreuzberg artık sadece “Küçük İstanbul” değil — aynı zamanda “Yeni Brooklyn”.

Kreuzberg West’te ortalama sıcak kira yükü, hanelerin gelirinin %36’sına denk geliyor. Bazı mahallelerde bu oran %50’ye kadar çıkıyor. Kısaca, Berlin’in “alternatif ruhu” kiraya gitmiş durumda. Yıllık 100 m²’lik bir dairenin ortalama kira bedeli 1.200 Euro civarında. Eskiden Türk göçmenlerin açtığı terziler, fırınlar, dönerciler şimdi yatırımcıların “gastronomi konsepti” dediği markalı mekanlara dönüşüyor. Kreuzberg’in Kiez ruhu, yani komşuluk, muhabbet, mahalle ortamı, yerini sessiz, steril apartmanlara bırakıyor.

“Burada sadece daireler değil, insanlar da restore ediliyor.”

Kreuzberg bir zamanlar Berlin’in kültürel akciğeri gibiydi. Saz, darbuka, Türk kahvesi, punk konseri, techno jam… hepsi aynı sokaktaydı. Ama gentrifikasyon, yani soylulaştırma, sadece kiraları değil, frekansı da değiştirdi. Türk bakkalın yerinde vintage dükkanı, pastanenin yerinde vegan donut barı. Kreuzberg hâlâ “cool”, ama cool olmanın bedeli artık 10 €/m²’den başlıyor.

Berlin yönetimi, “Milieuschutz” (sosyal koruma) bölgeleriyle soylulaştırmayı frenlemeye çalışıyor. Ama mahkeme kararları ve yatırımcı baskısı, bu mekanizmayı neredeyse işlevsiz hale getirdi diyebiliriz. Ticari kira hukuku reformu hâlâ beklemede, ön alım hakkı (Vorkaufsrecht) ise sadece birkaç sembolik vakada uygulandı.

Yine de umut kıvılcımları var. Kottbusser Tor’daki “Yeni Kreuzberg Merkezi”, devlet konut şirketi Gewobag’a devredilerek özel yatırımcılardan kurtarıldı. Kamu mülkiyetindeki bir alanın toplumsal yarar odaklı dönüşümünü hedefleyen Dragonerareal projesinde ise, konutların %80’inin sosyal konut olarak inşa edilmesi öngörülüyor.
Ama bu hamleler, 5.000 Euro depozito isteyen bir Kreuzberg için hâlâ fazla küçük adımlar.

Bir zamanlar Kreuzberg, Almanya’nın “yerinden edilmişleri” için bir sığınaktı. Şimdi ise Berlin’in yerinden edilenlerinin geçmişi. Kreuzberg hâlâ güzel. Hâlâ yaratıcı. Hâlâ çok sesli. Ama giderek daha fazla insana, bu ses artık sadece uzaktan geliyor.


Related Posts

CTA Banner
Bir araya gelmenin başka bir yolu

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.

CTA Banner
Bir araya gelmenin başka bir yolu

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.

CTA Banner
Bir araya gelmenin başka bir yolu

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.