Toplum

15 Şubat 2025

Göçmeni Yaşat ki Devlet Yaşasın

Almanya göçmenlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor ama onları elde tutmakta zorlanıyor. Bürokrasi, vergi ve aidiyetsizlik ülkeyi içten kemiriyor.

Thumbnail
Thumbnail
Thumbnail

Almanya’da “kalifiye iş gücü krizi”nin konuşulmadığı bir gün yok. Ama yeni yayımlanan iki farklı araştırma, işin özünü çıplak biçimde gösteriyor: Almanya bir yandan göçmenlere tutunmaya çalışıyor, diğer yandan onları bizzat kendi elleriyle uzaklaştırıyor.

Haziran 2025’te açıklanan veriler, sistemin içindeki bu ironiyi rakamlara döküyor. İstihdam Araştırmaları Enstitüsü’ne (IAB) göre Almanya’daki göçmenlerin dörtte biri, son bir yılda ülkeden ayrılmayı ciddi olarak düşünmüş. Yüzde 3’lük bir kesim ise planlarını yapmış bile.

Sebep sadece ekonomi değil: bürokrasi, vergi yükü, ve görünmeyen duvarlar. Bir başka deyişle, “entegrasyon” Almanya’nın en çok konuştuğu ama en az başarabildiği şeylerden biri diyebiliriz.

Yuliya Kosyakova’ya göre bu tablo hükümete doğrudan bir uyarı: “Vergi yükü ve bürokratik engeller azaltılmalı; aksi halde Almanya, kalifiye iş gücünü kaybedecek.” Konunun duygusal boyutu da atlanmamalı tabii, IAB’den Katia Gallegos Torres bunu şöyle özetliyor: “Aidiyet hissi olmadan hiçbir politika işlemez.”

Kısaca: Sorun göçte değil, kalmakta.

Federal Entegrasyon Komiseri Reem Alabali-Radovan’a göre bu bir kriz değil, bir kırılma noktası: “Almanya’yı yeni evi olarak seçen herkesin sosyal, ekonomik ve duygusal olarak desteklenmiş hissetmesi gerekir.”
Yeşiller Partisi’nden Filiz Polat ise daha net: “İstatistik değil, gerçek yaşamlar entegrasyonu belirler.”

İkinci araştırma, göçün Almanya için esasen ekonomik bir zorunluluk olarak ele alınabileceğini gösteriyor.
Ekonomi uzmanı Martin Werding’in analizine göre net göç artışı Almanya’ya yılda 100 milyar Euro tasarruf sağlıyor.
Her bir göçmen, devletin yıllık mali yükünü ortalama 7.100 Euro azaltıyor.

Mesele sadece “insani dayanışma” değil; sistemin ayakta kalması da buna bağlı.
Yaşlanan nüfusun ortasında göçmenler, Almanya’nın çarklarını döndüren görünmez bir güç.

İroni ise burada: bir yandan bu emek adeta bir zorunlulukken, bir yandan göçmenler için devlet dairesinde bir randevu almak bile bir mücadeleye dönüşebiliyor.

Ekonomik düzlemde Almanya için göçmenler kurtarıcı olabilir ancak göçmenlere aidiyeti hissettirmek, yabancılaştırmadan beraberce yaşamak ve yaşatmak, Almanya’yı yaşatabilir.

Ve belki de mesele tam olarak budur: Göçmeni yaşat ki, devlet de yaşasın.

Almanya’da “kalifiye iş gücü krizi”nin konuşulmadığı bir gün yok. Ama yeni yayımlanan iki farklı araştırma, işin özünü çıplak biçimde gösteriyor: Almanya bir yandan göçmenlere tutunmaya çalışıyor, diğer yandan onları bizzat kendi elleriyle uzaklaştırıyor.

Haziran 2025’te açıklanan veriler, sistemin içindeki bu ironiyi rakamlara döküyor. İstihdam Araştırmaları Enstitüsü’ne (IAB) göre Almanya’daki göçmenlerin dörtte biri, son bir yılda ülkeden ayrılmayı ciddi olarak düşünmüş. Yüzde 3’lük bir kesim ise planlarını yapmış bile.

Sebep sadece ekonomi değil: bürokrasi, vergi yükü, ve görünmeyen duvarlar. Bir başka deyişle, “entegrasyon” Almanya’nın en çok konuştuğu ama en az başarabildiği şeylerden biri diyebiliriz.

Yuliya Kosyakova’ya göre bu tablo hükümete doğrudan bir uyarı: “Vergi yükü ve bürokratik engeller azaltılmalı; aksi halde Almanya, kalifiye iş gücünü kaybedecek.” Konunun duygusal boyutu da atlanmamalı tabii, IAB’den Katia Gallegos Torres bunu şöyle özetliyor: “Aidiyet hissi olmadan hiçbir politika işlemez.”

Kısaca: Sorun göçte değil, kalmakta.

Federal Entegrasyon Komiseri Reem Alabali-Radovan’a göre bu bir kriz değil, bir kırılma noktası: “Almanya’yı yeni evi olarak seçen herkesin sosyal, ekonomik ve duygusal olarak desteklenmiş hissetmesi gerekir.”
Yeşiller Partisi’nden Filiz Polat ise daha net: “İstatistik değil, gerçek yaşamlar entegrasyonu belirler.”

İkinci araştırma, göçün Almanya için esasen ekonomik bir zorunluluk olarak ele alınabileceğini gösteriyor.
Ekonomi uzmanı Martin Werding’in analizine göre net göç artışı Almanya’ya yılda 100 milyar Euro tasarruf sağlıyor.
Her bir göçmen, devletin yıllık mali yükünü ortalama 7.100 Euro azaltıyor.

Mesele sadece “insani dayanışma” değil; sistemin ayakta kalması da buna bağlı.
Yaşlanan nüfusun ortasında göçmenler, Almanya’nın çarklarını döndüren görünmez bir güç.

İroni ise burada: bir yandan bu emek adeta bir zorunlulukken, bir yandan göçmenler için devlet dairesinde bir randevu almak bile bir mücadeleye dönüşebiliyor.

Ekonomik düzlemde Almanya için göçmenler kurtarıcı olabilir ancak göçmenlere aidiyeti hissettirmek, yabancılaştırmadan beraberce yaşamak ve yaşatmak, Almanya’yı yaşatabilir.

Ve belki de mesele tam olarak budur: Göçmeni yaşat ki, devlet de yaşasın.

Related Posts

CTA Banner
Bir araya gelmenin başka bir yolu

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.

CTA Banner
Bir araya gelmenin başka bir yolu

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.

CTA Banner
Bir araya gelmenin başka bir yolu

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.