Şehir
5 Mart 2025
Berlin’de “Sanatçı” Kılığında Bir Dolandırıcı: 120 Bin Euroluk Kayboluşun Hikâyesi
Almanya’da yaşayan bir dolandırıcı, kendini sanatçı ve fotoğrafçı olarak tanıtarak Berlinlileri, hatta Türk topluluğunu bile kandırdı. Kira ödemedi, eşyaları çaldı, ardından ortadan kayboldu. Peki, bu kadar açık bir dolandırıcılık neden hâlâ durdurulamadı?



Berlin’in Sanatçı Maskesi Altındaki Dolandırıcısı
Berlin’in özgürlükle, sanatla, kolektif yaşamla anılan yüzü bazen dolandırıcılar için bir maske haline gelebiliyor. Alman gazeteci Johann Voigt’un Berliner Zeitung’da yayımlanan araştırmasına göre, D.K. isimli dolandırıcı Berlin’in kiralık konut piyasasını ve insan güvenini sistematik şekilde sömürmüş durumda. Toplam zarar — kira, depozito, çalınan eşyalar, hatta kişisel hatıralar — 120.000 Euro civarında.
D.K., kendisini “ünlü bir fotoğrafçı” olarak tanıtıyor. Web sitesinde Vogue, Harper’s Bazaar ve Mini Cooper gibi markalarla çalıştığını iddia ediyor. Ancak bu kurumların hiçbiri onun adını duymamış bile…
Peki insanları nasıl dolandırmış? Öncelikle D.K., bilinene göre, Berlin'de yedi farklı evde yaşamış, hiçbirinde kira ödememiş ve üstelik dairelerdeki eşyaları, mobilyaları, hatta düğün fotoğrafı gibi oldukça kişisel hatıraları alıp kayıplara karışmış.
Mağdurlardan Rico, Voigt’a şöyle anlatıyor:
“İlk başta güvenilir biri gibiydi, plak koleksiyonundan bahsediyordu. Sonra kira ödemedi, ben tatildeyken evdeki eşyalarım da gitmişti. Üstelik Instagram’da benim tişörtümü giydiği fotoğraf paylaşmıştı”
Dolandırıcının hikâyesi yalnızca Berlin’le sınırlı değil. İstanbul’da “Breaking Bad” temalı bir kafe açtığı, orada da yatırımcılarını dolandırdığı; daha sonra Almanya’ya dönerek Neukölln’de bir restoran açma bahanesiyle yeni insanlardan para topladığı belirtiliyor.
Alman savcılığına göre hakkında çok sayıda suç duyurusu var, hatta tutuklama emri bile çıkarılmış.
Yine de D.K. yakalanmadı. Polis kaynakları, bireysel davaların “küçük ölçekli” görülmesi nedeniyle sistematik dolandırıcılığın gözden kaçtığını söylüyor. Oysa mağdurlar için bu “küçük ölçek”, çoğu zaman birikmiş bir hayatın, kişisel alanın ve güven duygusunun tamamen yıkılması anlamına geliyor.
Kendini sanatçı olarak tanıtan bir dolandırıcının arkasında, sadece boş daireler değil; kırılmış güvenler, çalınmış hikâyeler ve sistemin görmezden geldiği toplumsal bir boşluk var.
Voigt’un ifadesiyle: “Berlin Polisi bu kadar açık bir dolandırıcılığı neden durduramıyor, hâlâ kimse bilmiyor.”
Haberin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz
🔗 Kaynak: Johann Voigt, Berliner Zeitung, “Der Mann mit der miesen Masche” (2025)
Berlin’in Sanatçı Maskesi Altındaki Dolandırıcısı
Berlin’in özgürlükle, sanatla, kolektif yaşamla anılan yüzü bazen dolandırıcılar için bir maske haline gelebiliyor. Alman gazeteci Johann Voigt’un Berliner Zeitung’da yayımlanan araştırmasına göre, D.K. isimli dolandırıcı Berlin’in kiralık konut piyasasını ve insan güvenini sistematik şekilde sömürmüş durumda. Toplam zarar — kira, depozito, çalınan eşyalar, hatta kişisel hatıralar — 120.000 Euro civarında.
D.K., kendisini “ünlü bir fotoğrafçı” olarak tanıtıyor. Web sitesinde Vogue, Harper’s Bazaar ve Mini Cooper gibi markalarla çalıştığını iddia ediyor. Ancak bu kurumların hiçbiri onun adını duymamış bile…
Peki insanları nasıl dolandırmış? Öncelikle D.K., bilinene göre, Berlin'de yedi farklı evde yaşamış, hiçbirinde kira ödememiş ve üstelik dairelerdeki eşyaları, mobilyaları, hatta düğün fotoğrafı gibi oldukça kişisel hatıraları alıp kayıplara karışmış.
Mağdurlardan Rico, Voigt’a şöyle anlatıyor:
“İlk başta güvenilir biri gibiydi, plak koleksiyonundan bahsediyordu. Sonra kira ödemedi, ben tatildeyken evdeki eşyalarım da gitmişti. Üstelik Instagram’da benim tişörtümü giydiği fotoğraf paylaşmıştı”
Dolandırıcının hikâyesi yalnızca Berlin’le sınırlı değil. İstanbul’da “Breaking Bad” temalı bir kafe açtığı, orada da yatırımcılarını dolandırdığı; daha sonra Almanya’ya dönerek Neukölln’de bir restoran açma bahanesiyle yeni insanlardan para topladığı belirtiliyor.
Alman savcılığına göre hakkında çok sayıda suç duyurusu var, hatta tutuklama emri bile çıkarılmış.
Yine de D.K. yakalanmadı. Polis kaynakları, bireysel davaların “küçük ölçekli” görülmesi nedeniyle sistematik dolandırıcılığın gözden kaçtığını söylüyor. Oysa mağdurlar için bu “küçük ölçek”, çoğu zaman birikmiş bir hayatın, kişisel alanın ve güven duygusunun tamamen yıkılması anlamına geliyor.
Kendini sanatçı olarak tanıtan bir dolandırıcının arkasında, sadece boş daireler değil; kırılmış güvenler, çalınmış hikâyeler ve sistemin görmezden geldiği toplumsal bir boşluk var.
Voigt’un ifadesiyle: “Berlin Polisi bu kadar açık bir dolandırıcılığı neden durduramıyor, hâlâ kimse bilmiyor.”
Haberin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz
🔗 Kaynak: Johann Voigt, Berliner Zeitung, “Der Mann mit der miesen Masche” (2025)
Related Posts

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.

Berlin’de sadece buluşmuyoruz; birbirimizi duyuyor, hissediyor ve birlikte var oluyoruz. Marjinal Fayda, markaların görünür, insanların ise ait hissettiği bir alan. Gel, hikâyenin parçası ol.

